Trabzonspor yeni Başakşehir mi?

31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptalinin ardından yapılan 23 Haziran seçimlerinde Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Binali Yıldırım’a yaklaşık %10 fark atarak seçimi kazandı. Seçim sonuçları bir çok açıdan değerlendirilebilir. Bir de ülkemizde 7’den 70’e herkesin bağımlısı olduğu,bir şekilde kenarından köşesinden temas ettiği futbol üzerinden etkilerini ve sonuçlarını konuşalım.

Ülkemizde adettir. Bir şehire miting yapmak için giden siyasetçi, o şehrin futbol takımının atkısını boynuna takıp kürsüye öyle çıkar. Bunun olumlu ya da olumsuz etkisi olup olmadığı tartışılır. Ki birbirini ölümüne sevmeyen örneğin Boluspor ile Düzcespor atkılarını 1’er saat arayla takıp kürsüye çıkmak şehrin insanına ne kadar samimi gelir bilinmez.

Son 3-4 sezondur ligimizde bir Başakşehir gerçeği mevcut. Belediyenin iştiraki bir futbol takımıyken İstanbul Büyükşehir Belediye Sporken, Başakşehir F.K’ya dönüşen bir takım. Sürekli Belediye bütçesinden bulduğu sponsorlarla, Belediye bütçelerinden karşılanan tesis ve reklam gelirleriyle ayakta kalan, halktan toplanan vergilerle, yine halkın desteklediği takımlara kafa tutan, sayısı milyonları geçen halka rağmen bir avuç azınlığın rüyası olan bir takım.

Başakşehir projesi 23 Haziran 2019 tarihi itibariyle son bulmuştur.
Daha önceden Trabzonsporda yöneticilik yapmış, memleketi de Trabzon olan Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde bu durumu kendi lehine gerçekten başarılı bir şekilde kullanmıştır. Ne Trabzonlu olmayanları rahatsız edici düzeyde bir memleketçilik, ne de Trabzonlu olanları küstürecek, kızdıracak bir umursamazlık. Tam olarak dengeyi sağladı. Bu süreçte rakip partiden bazı isimlerin İmamoğlu’nun dolayısıyla da Trabzonluların Pontus kökenli olduğu iması bu değirmene su taşıdı.

Trabzon şehri iktidar partisine her zaman kayıtsız şartsız desteğini sunan bir şehir. Ancak buna rağmen 2010-2011 şike döneminden iktidar kanadından gerekli desteği görememesi ince bir yara olarak her zaman içlerinde sızıdır. Tüm bunların üzerine Trabzonspor’un maddi ve manevi olarak gerçekten zor günler geçirirken Başakşehir’in finanse edilmesi, bir proje olarak beşinci bir büyük olarak ortaya konulması, hatta Trabzonspor’un da önünde anılması hem 23 Haziran seçimlerine zemin hazırladı, hem de Başakşehir’in sonunu getirdi.

Başakşehir Futbol Kulübü İstanbul halkının hiçbir zaman sempatisini kazanamadı. Hiç bir zaman alternatif bir takım olamadı. Herkes çok iyi biliyordu ki, Başakşehir birilerinin finanse ettiği, üzerinden halka meydan okunduğu bir takım. Seçimlerin ardından da görüldü ki Başakşehir futbol kulübü imaja zarar veriyor. Birden terse dönen rüzgar, belediyenin el değiştirip bazı kaynakların kesilecek olması, yeni bir gözde arayışına itti. Köklü tarihi ve başarılarıyla, İstanbulda yaşayan yoğun karadenizli nüfusta olan sevgisiyle bu takım Trabzonspor’un ta kendisi.

Fenerbahçe’ye sponsor olan markaları ve ücretleri bir kenara bırakalım. Zira markaların bağlı bulunduğu topluluk ile Fenerbahçe başkanının bağı ortada. Beşiktaş ve Galatasaray gibi takımlar forma göğüs sponsorluğundan ciddi paralar kazanmazken, üstelik Galatasaray şampiyonlar ligi gibi uluslararası bir platformda yarışacakken hala sponsoru yokken, Trabzonspor’un 3 milyon Euro gibi bir ücretle Vestel ile anlaşması ticari bir başarı olarak mı açıklanmalıdır?

Sayın Berat Albayrak’ın seçim öncesi dönemde Trabzonspor formasını giyip, “Bu forma 2010-2011 sezonunun formasıymış, yani şampiyonun forması” açıklamasını yapması içten gelen bir saflıkla mı söylenmiştir?

Trabzonspor’un bayramlaşma etkinliğine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Mehmet Cahit Turhan’ın da katılması tesadüf mü?

Trabzonspor, iktidarın İstanbul seçimlerini kaybetmelerinde oluşan olumsuz imajı silmeye yardımcı olacak olan, yeni projedir. Başakşehir’in hocasından vazgeçmesi, finansal kaynakların kesilmesiyle (Cengizden gelen para da bitti demekki) bu sene transfer açısından daha düşük profilli oyunculara yönelmesi, ve bazı futbolcuların yavaş yavaş maaş ödemelerinde sıkıntı yaşamaya başladıklarını söylemeleri bunun emarelerindendir.

Can Bartu’nun vefat ettiği sene, sezon isminin de Cemil Usta sezonu olarak belirlenmesi tuhaf değil midir?

Tüm bunlar birer komplo teorisinden ibaret gibi gözükse de içinde bulunduğumuz iklim sebebiyle hiç de küçümsenecek, yok sayılacak fikirler değildir.

2019-2020 sezonunun tüm takımlara özellikle de Galatasarayımıza bir kez daha hayırlar getirmesini diler, herkese keyifli bir sezon dilerim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*